Divan edebiyatında kullanılan beş mısralık bentlerden oluşan bir nazım biçiminin adıdır.Kelime anlamı "beşlik" olan muhammeslerde beşer dizelik bentler kullanılır.Bent sayısı 4-8 arası değişir.Aruz ölçüsüyle tertip edilir.Kafiye şeması: aaaaa/bbbba/cccca... biçimindedir.Eğer ilk bendin son mısrası her bendin sonunda aynen tekrarlanırsa buna muhammes-i mütekerrir denir.Her bendin son mısraları birbirine sadece kafiye bakımından benziyorsa buna da muhammes-i müzdeviç denir.
Her konuda muhammes yazılabilmekle beraber genellikle tasavvufi ve felsefi konular, aşk, övgü,özlem,dünya görüşü gibi konular muhammeslere konu edilir.
En çok muhammes yazan şair Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman) olup Fuzuli, Taşlıcalı Yahya, İbrahim Hakkı, Esrar Dede gibi şairler de önemli muhammesler yazmışlardır.
FUZULİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FUZULİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mart 2010 Pazar
MUHAMMES
Etiketler:
beşlik,
divan edebiyatı nazım biçimleri,
Esrar Dede,
FUZULİ,
Muhammes,
Muhibbi,
Taşlıcalı Yahya,
terkib-i bend
20 Şubat 2010 Cumartesi
GAZEL İNCELEMESİ (beni candan usandırdı)
Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı
Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı
Sevgili beni canımdan usandırdı, cefa yapmaktan usanmaz mı? Ahımdan felekler (gökler) yandı, dilek mumum yanmaz mı?
Şair, bu beyitte sevgilisinin nazından, cefasından bıkıp usandığını; ama sevgilisinin naz yapmaktan eziyet etmekten bir türlü usanmadığını söyleyerek bir edebi sanat oluşturuyor."candan usanmak ile yar usanmaz mı" söz gruplarında tekrir sanatı, mısra sonlarındaki soru anlamlı sözcüklerde istifham sanatı, "ahından göklerin yanması" söz grubunda mübalağa sanatı, "dilek mumunun yanması"nda eski şaman adetlerine telmih sanatı, "feleklerin yanması ile dilek mumunun yanmaması" arasında ise tezat sanatı yapılmıştır.
Kamu bimarına canan deva-yı derd eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı
Sevgili, bütün hastaların derdi için ilaç veriyor ama bana ilaç vermiyor.Yoksa beni hasta sanmıyor mu?
Şair, sevgilisinin kendi aşkıyla hasta olanları, güzelliğiyle tedavi ettiğini belirtiyor.Fakat sevgili şaire yüz vermemekte, onu kendine yaklaştırmamaktadır.Şair ise bu durumdan rahatsızlığını dile getirmektedir.Acaba sevdiği kişi onu hasta (aşık) saymamakta mıdır?
Bimar (hasta), dert, deva, derman sözcükleri tıbbi terimler olarak tenasüp sanatı oluşturuyor. "Niçin kılmaz bana derman" istifham sanatı görülmektedir.
Şeb-i hicran yanar canım döker kan çeşm-i giryanım
Uyarır halkı efganum kara bahtım uyanmaz mı
Ayrılık gecesi canım yanar, gözlerim kanlı yaşlar döker.Feryadım halkı uyandırır, kara bahtım hala uyanmaz mı?
Mısra sonundaki soru cümlesinde istifham sanatı vardır.Şair bu sorunun cevabını biliyor yani kara bahtının değişmeyeceğini biliyor.Bu tecahül-i arif sanatıdır.Gözlerinden yaş yerine kan akması mübalağa sanatına örnektir.
Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su
Habibim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gül yanağına karşı gözümden kanlı sular akar.Ey sevgilim,gül mevsiminde akanrsular bulanmaz mı?
Gül yanak söz grubunda teşbih-i beliğ vardır.Akarsular sözü ile gözyaşının benzeildiği varlık oluyor.Sadece benzetilenle yapılan benzetmelere açık istiare denir.Ve şair yine cevabını bildiği bir soru sorarak tecahül-i arif sanatı oluşturuyor. Gözyaşlarının çokluğunu akarsuya benzetmekle mübalağa sanatı oluşturuyor.
Gamım pinhan tutardım ben, dediler kıl yare ruşen
Desem ol bi-vefa bilmen inanır mı inanmaz mı
Ben derdimi gizliyordum; "Derdini sevgiliye aç." dediler.Derdimi söylesem acaba o vefasız inanır mı inanmaz mı?
Şair bu beyitte gerçekten cevabını bilmediği bir soru yöneltiyor.O halde istifham sanatı yaparak tereddünü yansıtıyor. pinhan(gizli), ruşen(açık) sözcükleri de yine şairin ruh halini,tereddünü yansıtarak tezat sanatı oluşturmaktadır.
Değildim ben sana mail, sen ettin aklımı zail
Bana ta'n eyleyen gafil, seni görgeç utanmaz mı
Ben sana meyilli değildim,aklımı yok eden sen oldun.Bu aşktan dolayı beni kınayan gafiller senin güzelliğini görünce utanmazlar mı?
Şair bu beyitte Yusuf ile Züleyha kıssasındaki bir olaya hatırlatma yapmaktadır.(Züleyha'nın kölesi Yusuf'a aşık olmasını kınayan soylu hanımları davet ederek ellerine meyve ve bıçak veren Züleyha Yusuf'u onlara gösterince onun güzelliğinden ellerini keserler.Bu olay üzerine Züleyha'dan özür dilerler) Bunun gibi hatırlatmalara telmih sanatı denir.sanatı denir.Yine soru cümlesiyle bitiyor mısramız; istifham sanatıdır.
Fuzuli rind-i şeydadır, hemişe halka rüsvadır
Sorun kim bu ne sevdadır, bu sevdadan utanmaz mı?
Şair bu beyitte kendinden farklı bir adammış gibi bahsediyor.Buna tecrit sanatı denir.Şaire sorulması gereken soru istifham sanatını oluşturuyor.Fuzuli kelimesinin "boşu boşuna" anlamı "çılgın aşık" söz grubunun sıfatı olursa tevriyeli kullanılmış olur tabiki tevriye sanatı dememiz gerekir.
NOT:Gazelin beyitleri ortadan ikiye bölünebilme özelliği gösteriyor.Buna "musammat gazel" dendiğini unutmayalım.Musammat gazellerde iç kafiye özelliği kullanılır.
kamu bîmârına cânân / deva-yı derd eder ihsan
niçün kılmaz bana derman / beni bîmar sanmaz mı
Gazelin ilk beyti matla,son beyti makta olmaktadır.Fuzulinin mahlasının geçtiği beyit mahlas beyti ya da taç beyit,şiirin en güzel beyti de beytü'l-gazel olmaktadır.
Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı
Sevgili beni canımdan usandırdı, cefa yapmaktan usanmaz mı? Ahımdan felekler (gökler) yandı, dilek mumum yanmaz mı?
Şair, bu beyitte sevgilisinin nazından, cefasından bıkıp usandığını; ama sevgilisinin naz yapmaktan eziyet etmekten bir türlü usanmadığını söyleyerek bir edebi sanat oluşturuyor."candan usanmak ile yar usanmaz mı" söz gruplarında tekrir sanatı, mısra sonlarındaki soru anlamlı sözcüklerde istifham sanatı, "ahından göklerin yanması" söz grubunda mübalağa sanatı, "dilek mumunun yanması"nda eski şaman adetlerine telmih sanatı, "feleklerin yanması ile dilek mumunun yanmaması" arasında ise tezat sanatı yapılmıştır.
Kamu bimarına canan deva-yı derd eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı
Sevgili, bütün hastaların derdi için ilaç veriyor ama bana ilaç vermiyor.Yoksa beni hasta sanmıyor mu?
Şair, sevgilisinin kendi aşkıyla hasta olanları, güzelliğiyle tedavi ettiğini belirtiyor.Fakat sevgili şaire yüz vermemekte, onu kendine yaklaştırmamaktadır.Şair ise bu durumdan rahatsızlığını dile getirmektedir.Acaba sevdiği kişi onu hasta (aşık) saymamakta mıdır?
Bimar (hasta), dert, deva, derman sözcükleri tıbbi terimler olarak tenasüp sanatı oluşturuyor. "Niçin kılmaz bana derman" istifham sanatı görülmektedir.
Şeb-i hicran yanar canım döker kan çeşm-i giryanım
Uyarır halkı efganum kara bahtım uyanmaz mı
Ayrılık gecesi canım yanar, gözlerim kanlı yaşlar döker.Feryadım halkı uyandırır, kara bahtım hala uyanmaz mı?
Mısra sonundaki soru cümlesinde istifham sanatı vardır.Şair bu sorunun cevabını biliyor yani kara bahtının değişmeyeceğini biliyor.Bu tecahül-i arif sanatıdır.Gözlerinden yaş yerine kan akması mübalağa sanatına örnektir.
Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su
Habibim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gül yanağına karşı gözümden kanlı sular akar.Ey sevgilim,gül mevsiminde akanrsular bulanmaz mı?
Gül yanak söz grubunda teşbih-i beliğ vardır.Akarsular sözü ile gözyaşının benzeildiği varlık oluyor.Sadece benzetilenle yapılan benzetmelere açık istiare denir.Ve şair yine cevabını bildiği bir soru sorarak tecahül-i arif sanatı oluşturuyor. Gözyaşlarının çokluğunu akarsuya benzetmekle mübalağa sanatı oluşturuyor.
Gamım pinhan tutardım ben, dediler kıl yare ruşen
Desem ol bi-vefa bilmen inanır mı inanmaz mı
Ben derdimi gizliyordum; "Derdini sevgiliye aç." dediler.Derdimi söylesem acaba o vefasız inanır mı inanmaz mı?
Şair bu beyitte gerçekten cevabını bilmediği bir soru yöneltiyor.O halde istifham sanatı yaparak tereddünü yansıtıyor. pinhan(gizli), ruşen(açık) sözcükleri de yine şairin ruh halini,tereddünü yansıtarak tezat sanatı oluşturmaktadır.
Değildim ben sana mail, sen ettin aklımı zail
Bana ta'n eyleyen gafil, seni görgeç utanmaz mı
Ben sana meyilli değildim,aklımı yok eden sen oldun.Bu aşktan dolayı beni kınayan gafiller senin güzelliğini görünce utanmazlar mı?
Şair bu beyitte Yusuf ile Züleyha kıssasındaki bir olaya hatırlatma yapmaktadır.(Züleyha'nın kölesi Yusuf'a aşık olmasını kınayan soylu hanımları davet ederek ellerine meyve ve bıçak veren Züleyha Yusuf'u onlara gösterince onun güzelliğinden ellerini keserler.Bu olay üzerine Züleyha'dan özür dilerler) Bunun gibi hatırlatmalara telmih sanatı denir.sanatı denir.Yine soru cümlesiyle bitiyor mısramız; istifham sanatıdır.
Fuzuli rind-i şeydadır, hemişe halka rüsvadır
Sorun kim bu ne sevdadır, bu sevdadan utanmaz mı?
Şair bu beyitte kendinden farklı bir adammış gibi bahsediyor.Buna tecrit sanatı denir.Şaire sorulması gereken soru istifham sanatını oluşturuyor.Fuzuli kelimesinin "boşu boşuna" anlamı "çılgın aşık" söz grubunun sıfatı olursa tevriyeli kullanılmış olur tabiki tevriye sanatı dememiz gerekir.
NOT:Gazelin beyitleri ortadan ikiye bölünebilme özelliği gösteriyor.Buna "musammat gazel" dendiğini unutmayalım.Musammat gazellerde iç kafiye özelliği kullanılır.
kamu bîmârına cânân / deva-yı derd eder ihsan
niçün kılmaz bana derman / beni bîmar sanmaz mı
Gazelin ilk beyti matla,son beyti makta olmaktadır.Fuzulinin mahlasının geçtiği beyit mahlas beyti ya da taç beyit,şiirin en güzel beyti de beytü'l-gazel olmaktadır.
Etiketler:
beytü'l-gazel,
FUZULİ,
gazel,
gazel açıklaması,
gazelin edebi sanatları,
iç kafiye,
mahlas,
makta,
matla,
MUSAMMAT GAZEL,
taç beyit
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
