26 Mart 2010 Cuma
ŞİİRDE TEMA
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır
Bir tarih boyunca kendini onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir. (Teması: Vatan sevgisi)
Geliyor Boğaziçi'nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz kızkulesi (Teması: İstanbul)
12 Şubat 2010 Cuma
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I. İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
A) sözlü edebiyat
B) yazılı edebiyat
II. İSLAMİ DEVİR TÜRK EDEBİYATI
A) Divan Edebiyatı(Klasik Türk Edebiyatı)
B) Türk Halk Edebiyatı
a) Anonim Halk Edebiyatı
b) Aşık Tarz Halk Edebiyatı
c) Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı
III. BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI:
A) Tanzimat Devri Türk Edebiyatı
B) Servet-i Fünun Edebiyatı (Edebiyat-ı Cedide)
C) Fecr-i Ati Edebiyatı
D) Milli Edebiyat
E)Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ KISTASLAR
Dini hayatta görülen değişmeler kültürümüze yansımıştır.Türkler islamiyete geçmeden önce Budizm ve Şamanizm'i benimsemişlerdi.O dönemde özellikle Uygur metinlerinde Budizm dininin etkisi görülmekteydi.Müslümanlığa geçildikten sonra islami terim ve yaşantılar kültürümüze ve edebi eserler girdi.Daha farklı eserler meydana getirilmeye başladı ve edebiyatın dönemlere ayrılmasında bir etken olarak ortaya çıktı.
2.Coğrafya değiştirmek:
Coğrafi değişiklikler de edebi eserlere ve kültüre yansımaktadır.Anadolu'ya gelen Oğuz Türkleri Oğuz Türkçesini kullanırken Ortaasya'da kalan Türkler Hakaniye lehçesi ile eserler yazmışlardır.
3.Şive ve lehçe değişiklikleri: Bir dilin ses yapı ve cümle kurgusu bakımındanbilinmeyen bir zamandan itibaren farklılaşan kollarına lehçe denir (Çuvaşça, Yakutça).Sadece ses ve yapı bakımından farklılaşan kollarına ise şive denir (Azerice,Türkmence,Gagavuzca)
4.Sanat anlayışında görülen değişiklikler:
5.Kültürel değişiklikler: Kültür, bir milletin dil,din,düşünce,yaşayış tarzı gibi değerler bütünüdür.Edebiyatımız başlangıçta göçebe kültürünün ürünü idi.İslamiyetin kabulüyle Arap ve İran kültürlerinin etkisine girildi.batılılaşma hareketleri ve özellikle Tanzimatın ilanıyla kültür ve edebiyatımız Batı kültürünün tesirine girdi.
29 Ocak 2010 Cuma
ROMAN TÜRÜYLE İLGİLİ DERS NOTLARI
R O M A N :
Roman,Latincede, yazı parçası anlamına gelir. Roman sözcüğü eski Roma'da bozulmuş Latinceye verilen ad olarak kullanılırken daha sonra yaşanmış bir olayı hikâye etme anlamında kullanılmaya başlanmış; günümüzde ise, yaşanmış ya da yaşanabilir olayları, yer, zaman, çevre ve insan unsurlarına dayanarak, geniş bir bakış açısıyla anlatan yazı türüne roman denmektedir.
Konusu insan ve dünyadır. Gerçek yaşamı yansıtmaya çalışır. Anlattığı olay, çevre ve kişiler, yaşamdan alınır. Olay ve kişileri ayrıntılı anlatma, tahlil ve tasvirlere çok yer verme, bir ana olay etrafında bir çok küçük olaya yer verme bakımından hikâye türünden ayrılır.
ROMAN TÜRÜNÜN TARİHİ GELİŞİMİ:
Roman türünün ilk örneğini ilk defa 16. Yüzyılda İspanyol yazar Miguel de Cervantes, Don Kişot adlı eseriyle vermiştir. 17. Yüzyılda Madam de la Fayette, "Princesse de Clevs" adlı eseriyle ikinci roman yazarı olmuş aynı zamanda bu eseri psikolojik roman türünün ilk örneği kabul edilmiştir. 19.yy'da. gelişen romantizm ve realizm akımları bu türün de gelişmesinde etkili olmuştur.
Türk Edebiyatında daha önceleri bu türün yerini tutan mesneviler vardı. Batılı anlamdaki roman türü bizde önce çevirilerle başlar. İlk olarak Yusuf Kâmil Paşa Fransız yazar Fenelon'dan "Telemaque" adlı eseri dilimize çevirmiş ; sonra Wictor Hugo'dan Sefiller, Daniel Defo'dan Robinsun Crosoe ve Alexandre Dumas'dan Monte Criestodilimize tercüme edilmiştir. Bizde ilk yerli romanı Şemsettin Sami "Taaşşuk u Talat ve Fitnat" adıyla yazmıştır. Ahmet Mithat Efendi yüzlerce macera romanı yazar.Bu yüzden adı yazı makinesine çıkar.Ancak bunlar roman tekniği bakımından kusurlu eserlerdir.Daha sonra Namık Kemal "İntibah" adlı eseriyle ilk edebi roman örneğini yazmıştır. İlk köy romanı Nabizade nazım'ın "Karabibik"i olur.Halit Ziya Uşaklıgil "Mai ve Siyah"la ilk modern roman örneğini vermişlerdir. Bunları Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı ilk realist romanımız "Araba Sevdası " takip eder. Mehmet Rauf'un Eylül adlı romanı ,ilk psikolojik roman olurken ilk tarihi roman Namık Kemal'in "Cezmi"siyle kaleme alınır. Milli Mücadele döneminde Halide Edip "Ateşten Gömlek", Yakup Kadri "Yaban" Reşat Nuri "Çalıkuşu" adlı romanlarıyla bu türü mükemmele ulaştırır.
ROMAN ÇEŞİTLERİ:
A ) KONULARINA GÖRE:
1. Tarihi Roman : Tarihteki olay ya da kişileri konu alan romanlardır. Yazar tarihi gerçekleri kendi hayal gücüyle birleştirerek anlatır. İlk örneği Valter Scott'un "Vaverley" adlı eseridir. Bunu Gogol'un "Toros Bulba" , Victor Hugo'nun "Notre Damın Kamburu" , A. Dumas'ın "Monte Criesto" ve "Üç Silahşörler" adlı eserleriyle devam ettirir. Türk edebiyatında ilk örneği Namık Kemal'in "Cezmi" adlı romanıdır. Nihal Atsız'ın "Bozkurtlar " adlı serisi, Tarık Buğra'nın "Küçük Ağa"sı , Kemal Tahir'in "Yorgun Savaşçı"sı ve "Devlet Ana"sı tarihi roman türünün örnekleridir.
2 - Macera Romanı:Günlük hayatta her zaman rastlanmayan, şaşırtıcı, sürükleyici, esrarengiz olayları anlatan romanlardır Serüven Romanları da denir. Bir araştırma ve izlemeyi anlatan Polisiye Romanlar, alışılmışın dışında uzak yerleri ve yaşamları anlatan Egzotik Romanlar da bu gruba girer. Dünya edebiyatında R. L. Stevenson'un "Hazine Adası" Daniel Defo'nun "Robinson Cruseo"su Rudyard Kipling'in "Cangel Kitabı" Jonathan Swift'in " Gülliver'in Seyahatleri" macera romanlarına örnektir.
Türk edebiyatında A. Mithat Efendinin "Hasan Mellah", "Dürdane Hanım" adlı romanları, Peyami Safa'nın " Cingöz Recai" serisi bu türün en tanınmış örnekleridir.
3) Sosyal Roman : İnsan yaşamınn sınırsız kültür birikimi içinde yer alan ve insanı derinden etkileyen toplumsal, siyasi olaylar, inançlar, gelenek ve görenekleri bazen eleştirisel, bazen de bilimsel açıdan ele alıp anlatan romanlardır Dünya edebiyatında : W. Hugo'nun "Sefiller", Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"sı bu türün örnekleridir.
Türk edebiyatında Namık Kemal'in "İntibah", R. M. Ekrem'in Araba Sevdası" A. Mithat Efendinin "Felatun Bey ile Rakım Efendi" adlı eserleri bu tür romanlardır. Cumhuriyet dönemim romancıları daha çok sosyal içerikli romanlara eğilmişler ve çok başarılı örnekler ortaya koymuşlardır.Orhan Kemal'in Baba Evi,Hanımın Çiftliği,Gurbet Kuşları" adlı eserleri, Yaşar Kemal'in "İnce Memed"i, Kemal Tahir'in "Rahmet Yolları Kesti" adlı eseri sosyal romanlardır.
Bir fikri savunup bilimsel verilerle olaya yaklaşan romanlara "Tezli Roman" denir. Yakup Kadri'nin "Yaban" romanı gibi. Toplumdaki inanç ve gelenekleri anlatan romanlara "Töre Romanı" denmektedir. Halide Edip'in "Sinekli Bakkal" adlı romanları töre romanı örneğidir. Bunlar farklı bir tür olmayıp sosyal romanın içindeki türlerdir.
4)- Psikolojik Roman ( Tahlil Romanı ) : Dış alemdeki olaylardan çok , kahramanların iç dünyasını, ruh hallerini ele alarak kişilerin toplumla ilişkilerini, bunların birbirinden nasıl etkilendiklerini anlatan romanlardır. İlk örneği: Madame de La Fayette'in "Prencesse de Clevs" adlı romandır. Bizde ilk psikolojik roman denemesi Nabizade nazım'ın yazdığı "Zehra" adlı roman olsa da bu eser başarılı olmamış ve ilk psikolojik roman Mehmet Rauf'un "Eylül"ü olmuştur. Batılı anlamda ilk psikolojik tahlil romanı ise peyami Safa'nın "9. Hariciye Koğuşu"dur. Peyami Safa'nın "Matmazel Noralya'nın Koltuğu", "Bir Tereddütün Romanı" adlı eserleri de psikolojik romanlardır.
5) Otobiyografik Roman: Yazarın kendi yaşamın anlattığı romanlardır. Dünya edebiyatındaki örnekleri Tolstoy'un "Yaşayan Ölü" , " Çocukluk" adlı eserleridir.Bizde iseYakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Anamın Kitabı" Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" bu türün örnekleridir.
NEHİR ROMAN : Bir kişinin, bir toplumun hayatındaki gelişmeleri ya da tarihi bir olayı birden fazla cilt halinde anlatan romanlardır.
Tarık Buğra’’nın “Küçük Ağa”, “Küçük Ağa Ankara’da” , “Firaun İmanı”; Nihal Adsız’ın “Bozkurtlar “ , “Bozkurtların Ölümü”, “Bozkurtlar Diriliyor” romanları gibi.
B) KONULARIN İŞLENİŞİNE GÖRE ROMANLAR:
1 – Romantik Roman . Romantik akıma uygun olarak, duygu ve hayallerin ön plânda olduğu romanlardır.( İntibah, Eylül, Mai Ve Siyah gibi. )
2 – Realist Roman : Gerçekçi akıma uygun olarak gözlem ve deneyimin duygu ve hayalden daha ön plânda olduğu akımdır İlk örneği R. M. Ekrem’in Araba Sevdası .
3 – Natüralist Roman: Bilimsel araştırmalara bağlı kalarak kahramanlarını gözlemlerle seçen romanlardır.Emile ZOLA'nın Germinal adlı eseri ve bizde Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserleri naturalizme örnektir.
HİKAYE TÜRÜ NEDİR? HİKAYE TÜRÜNÜN TARİHİ GELİŞİMİ
H İ KA Y E:
Olmuş ya da olabilecek olayları yer,zaman,kişi çerçevesinde anlatan kısa yazılardır. Dünyada ilk hikaye yazarı İtalyan Boccacio'dur. 16. Yüzyılda yazdığı Decameron adlı eseri hikaye türünün ilk örneğidir. Bocaccio'nun eseri zamanında müstehcen olduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir.
Bizde destan, halk hikâyeleri ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, 14. ve 15. yüzyılda Dede Korkut Hikayeleri ile çağdaş hikaye tekniğine yaklaşmıştır. İlk hikaye kitabı Emin Nihat Bey'in Müsameretname adlı eseri olsa da bu hikayelerin Avrupai tarza uzak oluşu, eski halk hikayelerine benzemesi ve teknik olarak kusurlu oluşundan dolayı modern hikaye sayılmazlar. Batılı anlamda ilk modern hikayeyi 19. yüzyılda Ahmet Mithat Efendi Letaif-i Rivayet adlı eserini yazarak vermiş; Kısadan Hisse ile bu türü geliştirmiş, Sami Paşazade Sezai Küçük Şeyler adlı eseriyleilk gerçekçi(realist) hikâyeyi oluşturmuştur. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli Edebiyat döneminde Ömer Seyfettinle kazanmıştır.
HİKÂYENİN UNSURLARI:
1) OLAY: Hikâyede üzerinde söz söylenen yaşantı ya da durumdur
2) KİŞİLER: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır.
3) YER: Olayın yaşandığı çevre veya mekândır.
4) ZAMAN : Olayın yaşandığı dönem, an mevsim ya da gündür.
5) DİL VE ANLATIM : Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.
HİKÂYEDE PLÂN: Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur; ancak bu bölümlerin adları farklıdır.
Bunlar:
1) SERİM: Hikayenin giriş bölümüdür.Bu bölümde olayın geçtiği çevre , kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
2) DÜĞÜM : Hikayenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
3) ÇÖZÜM : Hikayenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür Ancak bütün hikayelerde bu plân uygulanmaz , bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur .Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.
Ö Y K Ü Ç E Ş İ T L E R İ:
Hikâye, hayatın bütünü içinde fakat bir bölümü üzerine kurulmuş derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay bir plan içinde , kişi, zaman, çevre bağlantısı içinde hikaye boyunca irdelenir. Kimi zaman da büyütecin altında incelenen olay değil, hayatın küçük bir kesiti, insan gerçeğinin kendisidir Bu da öykünün çeşitlerini oluşturur. .
1) OLAY ( KLASİK VAK'A ) HİKÂYESİ : Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant tarafından yaygınlaştırıldığı için Mopasan Tarzı Hikâye de denir Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin'dir.
2) DURUM ( KESİT ) HİKÂYESİ: Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır. Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için Çehov Tarzı Hikâye de denir. Bizdeki en güçlü temsilcileri : Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra'dır
3) MODERN HİKÂYE : Diğer öykü çeşitlerinden farklı olarak, insanların her gün gördükleri fakat düşünemedikleri bazı durumların gerisindeki gerçekleri, hayaller ve bir takım olağanüstülüklerle gösteren hikâyelerdir. Hikâyede bir tür olarak 1920'lerde ilk defa batıda görülen bu anlayışın en güçlü temsilcisi Fransız Kafka'dır Bizdeki ilk temsilcisi Haldun Taner'dir. Genellikle büyük şehirlerdeki yozlaşmış tipleri, sosyal ve toplumsal bozuklukları , felsefi bir yaklaşımla, ince bir yergi ve yer yer alay katarak, irdeler biçimde gözler önüne serer.
26 Ocak 2010 Salı
HİKAYE
+photopodborka_017.jpg)
HİKAYE
Yaşamak başka bir andı
Seni bulduğum zamandı
Lezzetim dudaklarından
Kuvvetim kollarındandı
Ya bir yaprak ya bir kuştum
Kimim,neyim unutmuştum
Seni sımsıkı tutmuştum
Senden başkası yalandı
O ne çılgın heyecandı
Kış ortasında nisandı
Ellerin birer büyücü
Dilin bir başka lisandı
Bir hoş sıtma mıydı bilmem
Kara sevda mıydı bilmem
Bütün dünya mıydı bilmem
Sözlüklere sığmayandı
Kızgın çöller gülistandı
"Olmayacak"lar "olan"dı
Baş eğdiğimiz tek buyruk
Gönülden gelen fermandı
Mehmet ÇINARLI
